Portföydeki uygulamaların hâlâ mağazada olup olmadığını kontrol ettiniz mi? Mobil uygulama geliştirme şirketlerini karşılaştırırken fiyattan önce bakılacak maddeler ve teklif masasında sorulacak sorular.
Mobil uygulama yaptıracak firmayı seçerken elinizde genelde üç-dört teklif ve birbirine benzeyen web siteleri oluyor. Hepsi "uçtan uca çözüm" sunuyor, hepsinin portföyünde parlak ekran görüntüleri var.
Ayırt etmenin birkaç somut yolu var. Hiçbiri teklif fiyatına bakmıyor.
Portföyü mağazada doğrulayın
En hızlı eleme yöntemi bu ve kimse yapmıyor. Firmanın sitesindeki uygulamaların adını Google Play ve App Store'da aratın. Bakacağınız üç şey:
Uygulama hâlâ yayında mı? Portföydeki uygulamaların yarısı mağazadan kalkmışsa bu bir sinyaldir. Uygulamalar bakımsız kaldığında mağazadan düşüyor.
Son güncelleme ne zaman? İki yıldır güncellenmemiş bir uygulama, o ilişkinin bittiğini gösterir. Birkaç ayda bir güncellenenler, sürdürülen işlerdir.
Yorumlar ne diyor? Yıldız sayısı değil, düşük puanlı yorumların içeriği önemli. "Güncellemeden sonra açılmıyor" türü şikâyetlerin altında firmanın cevabı var mı?
Bu kontrol on beş dakika sürüyor ve teklif okumaktan çok daha fazlasını anlatıyor.
Mağaza hesabı ve anahtarlar kimde kalıyor?
Bu maddeyi mobil tarafta ilk sıraya koyuyorum, çünkü web projelerinde olmayan bir risk.
Google Play ve App Store geliştirici hesapları sizin adınıza açılmalı, imzalama anahtarlarının bir kopyası sizde durmalı. Firma "biz kendi hesabımızdan yayınlıyoruz, daha pratik" diyorsa, pratik olan sizin için değil onun için.
Hesap onlardaysa ve yollarınız ayrılırsa: uygulamayı devretmeleri gerekir, devretmezlerse yapabileceğiniz bir şey yoktur. İndirmeler, yorumlar, sıralama sıfırlanır. Anahtar onlardaysa güncelleme bile yayınlayamazsınız.

Hangi teknolojiyle yazılacak, neden?
Firmaya hangi yaklaşımla yazacağını ve neden onu seçtiğini sorun. Cevap "biz hep bununla yazıyoruz" ise, aracı işe göre seçmiyor demektir.
Tek kod tabanıyla iki platform üretmek çoğu iş için doğru karar ve maliyeti düşürüyor. Ama yoğun cihaz erişimi, arka planda sürekli çalışma, ağır grafik gerektiren işlerde platforma özel yazmak gerekebiliyor. İyi bir firma bu ayrımı size anlatır; seçtiği yolun dezavantajını da söyler. Farkları mobil uygulama geliştirme yazısında ayrıntılı yazdık.
Yayın sonrası ne oluyor?
Mobil uygulamalarda bu soru web sitelerindekinden daha kritik. İşletim sistemleri her yıl yeni sürüm çıkarıyor, mağazalar da uygulamaların belirli bir sürümün altında kalmasına izin vermiyor. Yani uygulamanıza hiç dokunmasanız bile yılda en az bir bakım gerekiyor.
Teklifte bunu arayın: yıllık uyum güncellemesi dahil mi, değilse yaklaşık ne tutuyor? "Sonra bakarız" cevabı bir yıl sonra masaya pazarlık olarak dönüyor.
İkinci soru: hata çıkarsa ne kadar sürede müdahale ediliyor? Mobilde bunun bir zorluğu var — düzeltmeyi yapsanız bile mağaza incelemesi bekliyorsunuz. Firmanın acil durum düzeltmesini ne kadar sürede mağazaya gönderdiği yazılı olsun.
Ekip kim, taşeron var mı?
Görüştüğünüz kişiyle kod yazacak kişi aynı ekipte mi? Küçük firmalarda genelde öyle, bu bir avantaj. Büyük yapılarda satış ekibiyle üretim ekibi ayrıdır ve satışta konuşulan şeyler üretime tam geçmeyebiliyor.
Taşeron kullanılıyorsa bunu sorun; sorun değil ama bilmeniz gerekir. Bilmeniz gereken asıl şey, sorumluluğun kimde olduğu. Sözleşme kiminle imzalanıyorsa hesap ondan sorulur, bunun sözleşmede net olması lazım.
Kaynak kod ve teslim
Kaynak kodun size ait olduğu sözleşmede yazmalı. Sadece "yazılım teslim edilir" ifadesi yetmez; kodun kendisi, mağaza hesapları, imzalama anahtarları, tasarım kaynak dosyaları ve sunucu erişimleri tek tek sayılmalı.
Bir de kodun okunabilir teslim edilmesi meselesi var. Bunu sözleşmeye yazmak zor ama teklif aşamasında sorulabilir: "başka bir ekip devralmak istese ne kadar sürede anlar?" Sorunun kendisi bile karşı tarafın nasıl çalıştığını anlatır.
Sık sorulanlar
Büyük ajans mı küçük ekip mi?
Büyük yapılar süreç ve süreklilik sunar, tek kişiye bağımlılık azdır; buna karşılık pahalıdır ve küçük işler onlarda sıraya girer. Küçük ekipler hızlı ve ilgilidir ama kilit kişi ayrılırsa risk büyür. Karar işin boyutuna bağlı: uzun soluklu ve kritik bir uygulamada süreklilik, sınama amaçlı ilk sürümde hız daha değerli.
Yurt dışına yaptırmak daha mı ucuz?
Saatlik ücret düşük olabiliyor ama saat farkı, dil ve mevzuat bilgisi maliyeti geri getiriyor. Özellikle ödeme, fatura, KVKK gibi yerel konularda uzaktaki ekip her seferinde sizden öğrenmek zorunda kalıyor ve bunun faturası size çıkıyor. Tamamen teknik, yerel mevzuatla ilişkisiz bir işte mantıklı olabilir.
Sabit fiyat mı, saatlik mi çalışmak daha iyi?
Kapsam netse sabit fiyat sizi korur. Kapsam belirsizse sabit fiyat veren firma riski fiyata ekler, yani fazla ödersiniz. Sağlıklı yol, işi iki parçaya bölmek: kapsamın netleştiği kısa bir ilk aşama, sonra sabit fiyatlı ana geliştirme. Böylece ne belirsizliğe yüksek prim ödersiniz ne de açık uçlu bir faturaya razı olursunuz.
Referans aramak işe yarıyor mu?
Yarıyor ama firmanın verdiği referansı değil, portföyden kendi seçtiğiniz bir müşteriyi aramaya çalışın. Soracağınız soru "memnun musunuz" değil; "takvim tuttu mu, ek fatura çıktı mı, sorun olduğunda kaç saatte döndüler" olmalı. Bu üç sorunun cevabı her şeyi anlatıyor.
Biz nasıl çalışıyoruz, neyi teslim ediyoruz: mobil yazılım hizmetimiz. Uygulama fikrinizi konuşmak için bize yazın; İzmir'de arıyorsanız İzmir mobil uygulama sayfamıza bakabilirsiniz.
